AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI

DT.VOLKAN GÜNGÖR

 VOLKAN GÜNGÖR 
 
 1979 Trabzon Sürmene  doğumludur.İlkokulu Balıkesir Manyas ta ortaokul ve liseyi Bahçelievler de okudu. 
 2001 de İstanbul Üniveristesinden mezun oldu. İTO, EDAD, TÜMSAD,ÖDD derneklerine üyedir. Yurt içi ve yurt dışı pek çok kongre ve eğitime katılmıştır.   2006 Meffert enstitüsünde implant eğitimi 
 2001 yılından itibaren Büyük Anadolu Tıp Merkezinde diş hekimi olarak görev yapmaktadır. 
 Evli ve 1 çocuk babasıdır. 

İMPLANT

İMPLANT TEDAVİLERİ

KLİNİĞİMİZDE EN YAYGIN YAPILAN UYGULAMALARDANDIR.Implant, diş kökü şeklinde titanyumdan hazırlanmış, çene kemiğine küçük bir operasyon ile yerleştirilen suni diş kökleridir. Çene kemiğine yerleştirilen implantlar ve bunlardan destek alınarak hazırlanan protezler, artık hastalara kendi dişleriyle çiğniyormuş hissi vermekte ve bu sebeple sıklıkla tercih edilmektedir.

İmplant Hangi Durumlarda Önerilir?

Dişsiz alt ve üst çenelerde; aşırı kemik erimesi sonucunda hastanın protezini kullanamadığı durumlarda. Protez yerleştirilen implantların üzerine oturtularak tutuculuğun artması sağlanır.

Büyük azı dişlerin kaybında, arka bölge dişsiz sonlanıyorsa; hastalara takılıp çıkarılabilen bir parsiyel protez yerine, yerleştirilecek birkaç implant ile sabit bir köprü yapılabilir.

Tek bir dişin kaybı durumunda; kaybolan dişin her iki yanındaki dişler korunarak, bu diş yerine tek bir implant yerleştirilebilir.

Uzun dişsiz boşluklarda; sabit bir köprü yapıldığında köprü gövdesinin uzun olması sorun yaratacağından, dişsiz bölgeye uygulanacak bir ya da birkaç implant ile yapılacak olan köprünün desteği ve dayanıklılığı arttırılabilir.

Diş kayıplarının ya da meydana gelen travmaların sonucunda, fizyolojik olarak oluşan kemik erimeleri, çene kemiğinin seviyesinin ve hacminin azalmasına sebep olmaktadır. Bu durum, uygulanacak protezin işlevini tam olarak yerine getirebilmesine engeldir. Bunun sonucunda da çiğneme ve konuşmada problemler çıkması kaçınılmaz olur.

Diş hekimliğinin temel amacı, kaybedilen dişleri fonksiyon ve estetik olarak doğal dişlere benzer şekilde yerine koyabilmektir. Hastanın çiğneme, konuşma, gülme gibi fonksiyonları yapabilmesi dış görünümden daha önemlidir. Çiğneme doğa tarafından mükemmel bir şekilde geliştirildiğinden, tek bir diş kaybı sonucunda bunun yapay herhangi bir şeyle tam olarak onarılması mümkün değildir. 

ZİRKONYUM

ZİRKONYUM

Zirkonyum

Bu kaplamalarda alt yapı olarak metal yerine beyaz bir alaşım olan zirkonyum maddesi kullanılır. Son teknoloji ürünü bu altyapı estetik ve dayanıklılığı birarada sunabilme özelliğine sahip tek malzemedir.

Avantajları 
Sistemin en büyük avantajı ulaştığı çok yüksek dayanıklılıkla arka bölgedeki köprülerde de kullanılabilmesidir.

Zirkonyum alt yapılı porselen kaplamalar dişeti problemi ve allerji yapmamasının yanında , ışık geçirme özelliği ile dogal dişlere yakın estetik ve fonksiyonu yakalamımızı sağlamaktadır.

Ağızda tad bozukluğuna, dişeti problemlerine ve ağız kokusuna yol açmayan sağlıklı bir materyaldir

Zirkonyum oksit altyapı üzerine yerleştirilen cercon seramiği yiyecek artıklarının ve mikroorganizmaların diş yüzeyine tutunma oranını düşürmektedir böylece daha iyi bir ağız hijyeni sağlanmaktadır.

Zirkonyum oksit ısıyı iletmez, sıcak ve soğuk yiyecekler aldığınızda dişlerinizde hassasiyet meydana gelmez.

Zirkonyum 1960 ‘lı yıllardan beri tıpta da kullanılmaktadır, yapılan uzun süreli çalışmalar ile materyalin güvenilirliği kanıtlanmıştır. Zirkonyum başta kalça eklem protezleri olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde çeşitli amaçlarla kullanılmış ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisi veya zararının olmadığı, allerji yapmadığı saptanmıştır.

1998 yılında başlayan araştırmalar sonucunda 2002 yılı başından itibaren klinik uygulamalara tüm dünyada geçilmiştir. Bu yeni uygulama ile hastada metal-seramik ve tam seramik restorasyonlarda oluşan estetik kaygılar ortadan kalkmaktadır.

Hangi durumlarda kullanılabilir?
Tek diş kuron restorasyonları -3-6 üyeli köprüler ve İmplant üstü kron - köprü çalışmalarında rahatlıkla zirkonyum tercih edilebilir.

Kısaca modern diş hekimliğinin temel gereksinimleri olan estetik, sağlamlık, doku uyumu ve doğallık açısından bugüne kadar ulaşılan en yüksek kaliteye sahip bir üründür.

LAMİNATES

ESTETİK DİŞ HEKİMLİĞİ

Estetiği kötü olan ön dişlerde ( diastemalı, çapraşık, çürük vs.) dişlerden minimal aşındırma yapılarak hazırlanan ince bir tabaka halindeki porselene verilen isimdir. Çok ince olması metal içermemesi ve ışık geçirgenlik özellikleriyle gerçek dişlerden ayırt edilemeyecek kadar memnun edici sonuçlar vermektedir Diş üzerine mükemmel bir uyum ve hassasiyetle hazırlanıp yerleştirilirler. Çoğu durumda sağlam yapıları ve bozulmayan renkleriyle, dişlere doğal bir güzellikle birlikte, doğal bir işlev de kazandırmak için yeterlidirler.               

Porselen lamina nasıl yapılır?
İşlemin uygulanması çok basit olup kısa sürelidir. Öncelikle hastadan ölçü alınıp bir model elde edilir. Dişler henüz kesilmeden bitiş aşaması bu model üzerinde görülür. Daha sonra ağrısız bir işlem ile dişlerin ön yüzlerinden 0.3 - 0.7 mm arasında aşındırma yapılır. Ana ölçü alındıktan sonra geçici veneer yapıştırılır. Böylece dişlerin dış etkilerden korunması sağlanır. Laboratuvarda porselen laminalar hazırlanır. Özel bir teknikle ve yapıştırıcı resin adı verilen materyal ile dişlere yapıştırılır. Yapıştırma işlemi sonucunda laminaları dişten ayırmak mümkün değildir. Bu yüzden kırılmaya karşı çok dayanıklıdır.

Porselen laminlar hangi durumlarda yapılabilir?
Temel olarak, renk değişikliklerinin giderilmesi ve belli bir dereceye kadar şekil düzeltilmesi amacıyla yapılabilirler.

  • Diş beyazlatma ile sonuç alınmayan ileri derecedeki antibiyotik, flor lekelerinde kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında,

  • Ayrık dişleri bitiştirmede (diastema kapama),

  • Kırık veya aşınmış dişlerin restorasyonunda,

  • Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde,

  • Çapraşık dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak)

Avantajları

  • Çok iyi bir estetik sağlaması

  • Dişten minimal aşındırma yapılması.

  • Tedavi süresinin kısa olması.( 2 yada 3 randevuda yepyeni bir gülüşe kavuşabilirsiniz.)

  • Işık geçirme özelliği olduğu için doğal dişten ayrılamaması.

  • Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmemesi.

  • Aşınmaya karşı direnci yüksek

Dezavantajları

  • Diğer tedavi alternatiflerine göre maliyetinin yüksek olması

  • Son derece hassasiyet gerektiren bir teknik olması.

LUMİNEERS

DİŞ KESMEDEN ESTETİK

Estetiği kötü olan ön dişlerde ( diastemalı, çapraşık, çürük vs.) dişlerden minimal aşındırma yapılarak hazırlanan ince bir tabaka halindeki porselene verilen isimdir. Çok ince olması metal içermemesi ve ışık geçirgenlik özellikleriyle gerçek dişlerden ayırt edilemeyecek kadar memnun edici sonuçlar vermektedir Diş üzerine mükemmel bir uyum ve hassasiyetle hazırlanıp yerleştirilirler. Çoğu durumda sağlam yapıları ve bozulmayan renkleriyle, dişlere doğal bir güzellikle birlikte, doğal bir işlev de kazandırmak için yeterlidirler.               

Porselen lamina nasıl yapılır?
İşlemin uygulanması çok basit olup kısa sürelidir. Öncelikle hastadan ölçü alınıp bir model elde edilir. Dişler henüz kesilmeden bitiş aşaması bu model üzerinde görülür. Daha sonra ağrısız bir işlem ile dişlerin ön yüzlerinden 0.3 - 0.7 mm arasında aşındırma yapılır. Ana ölçü alındıktan sonra geçici veneer yapıştırılır. Böylece dişlerin dış etkilerden korunması sağlanır. Laboratuvarda porselen laminalar hazırlanır. Özel bir teknikle ve yapıştırıcı resin adı verilen materyal ile dişlere yapıştırılır. Yapıştırma işlemi sonucunda laminaları dişten ayırmak mümkün değildir. Bu yüzden kırılmaya karşı çok dayanıklıdır.

Porselen laminlar hangi durumlarda yapılabilir?
Temel olarak, renk değişikliklerinin giderilmesi ve belli bir dereceye kadar şekil düzeltilmesi amacıyla yapılabilirler.

  • Diş beyazlatma ile sonuç alınmayan ileri derecedeki antibiyotik, flor lekelerinde kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında,

  • Ayrık dişleri bitiştirmede (diastema kapama),

  • Kırık veya aşınmış dişlerin restorasyonunda,

  • Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde,

  • Çapraşık dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak)

Avantajları

  • Çok iyi bir estetik sağlaması

  • Dişten minimal aşındırma yapılması.

  • Tedavi süresinin kısa olması.( 2 yada 3 randevuda yepyeni bir gülüşe kavuşabilirsiniz.)

  • Işık geçirme özelliği olduğu için doğal dişten ayrılamaması.

  • Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmemesi.

  • Aşınmaya karşı direnci yüksek

Dezavantajları

  • Diğer tedavi alternatiflerine göre maliyetinin yüksek olması

  • Son derece hassasiyet gerektiren bir teknik olması.

PORSELEN KURON KÖPRÜ

Porselen Kron Köprü

Porselen Kron Köprü

Sabit Protez Nedir?
Köprü, kron, kaplama olarak da bilinen sabit protezler, ağızda az sayıda diş eksikliğinde uygulanan ve destek dişlerin kesilmesi (küçültülmesi) ile laboratuarda hazırlanıp dişlere yapıştırılan protezlerdir. Dişlerin ağizda görünen kisimlarinin yerine yapilan ve hasta tarafindan çikarilamayan protezlerdir. Takılıp çıkartılabilen protezlere oranla hasta tarafından daha kolay kabul edilir ancak uygulanabilmesi için bir takım koşulların var olması gereklidir. Dişlerin hazırlanması ve ölçü alınmasını takiben 3-4 seansda ve 1 haftada işlem tamamlanır. Protezin metal destekli seramik (porselen), Metalsiz seramik (porselen), Porselen laminate olmak üzere çeşitleri vardır. Ağzınıza en uygun olanı hekiminiz tarafından belirlenecektir.

Sabit Protezler 
Sabit protezlerde klasik ve günümüze kadar uygulanan yöntemlerde, protez oluşturulurken altyapi olarak metallerin dayanikliliğindan, üst yapi olarak da seramiğin estetiğinden faydalanılmıştır. Bu yöntem halen kullanilir olmakla birlikte artan estetik ihtiyaçlara cevap vermek için gelişen teknolojiyle birlikte çok değişik maddelerle doğal görünüşü birebir taklit edebilen sabit protez uygulamalari da artık klinik çözümlere eklenmiştir. Bkz. Estetik Dişhekimliği

Kron hangi dişlere yapılır?

  • Çürük veya başka bir nedenle aşiri madde kaybi olan,

  • Renkleşmiş ve rengi geri döndürülemeyen dişlere,

  • Şekil bozukluğu olan dişlere,

  • zayıf kanal tedavisi görmüş dişlere (dişlerin kırılmasını önlemek için),

  • İmplant üzerine

Köprü: Bir veya birden fazla diş eksikliğinde, komşu dişlerin küçültülüp, bunlara gelen özel kaplamalardan destek alınılarak ara boşlukların doldurulması işlemidır.

Kaplamada olduğu gibi diş hekiminiz tarafindan destek olarak alinacak dişler şekillendirilip ayni işlemler gerçekleştirilerek yapilir.

Eksik dişlerin yerine protez yapılmazsa ne olur?
Köprü yapilmadiği taktirde hastanin komşu dişleri ve diğer çenedeki karşit dişi, çekim boşluğuna doğru hareket eder. Bu nedenle bozulan diş kapanişi çürüklere ve diş kayiplarina yol açar.
Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru hareket başlar. Bunun sonucunda yandaki dişlerde dişeti problemleri, bu boşluğa devrilmeye bağlı kemik kayıpları, estetikte bozulma ve çiğneme kuvvetlerinde değişiklikler meydana gelir. Eğer uzun süre bu boşluk implant yada köprü ile restore edilmezse bu komşu dişlerde de kayıplar olabılır.

Diş eksikliği ve yerine protez yapılmaması sonucu ortaya çıkan diğer problemler ise, çiğneme eksikliği ile ortaya çıkan sindirim bozuklukları ve hastalıklardır. Kayıp dişin konumuna göre konuşma bozuklukları ve estetik sorunlar olarak sayabiliriz.

Protez yapılması hastaya ne fayda sağlar?
Protezde, hastanin kaybolan fonksiyonlari tekrar kazandirilmaya ayni zamanda bozulan konuşmasinin da düzeltilmesi ve estetik görünümün de daha iyi olmasi amaçlanmaktadir.

Protez uygulamalariyla kaybedilen ağiz sağliği düzeltilirken toplum içinde eksik ya da harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan bireylerin psikolojik açidan da desteklenmesi sağlanir.
Bu da fonksiyonel bozukluklarin yani sira, insanlarda kendine güven duygusunun azalmasina neden olur.

Yillar boyunca insanlarin yemek yeme, çiğneme, yutkunma ve geceleri bazi nedenlerle diş gicirdatmalari sonucunda, dişler farkli oranlarda aşinirlar. Ayrica çürükler ve kaza sonucunda dişlerin bazi bölümlerinde kırılmalar oluşur. Bu gibi durumlarda, kron veya köprü adı verilen protezler ile dişlerin kaybolan yapilari, tekrar yerine konur.

Bir sabit protezde Altyapı olarak standart metal veya değerli metal alaşımlar kullanılabilir.

Değerli Metal Alaşımlı Uygulamalar
Bu protezlerde değerli altyapi maddesi olarak altin içeren değerli metal alaşimlari kullanilir. üst yapida estetik yine seramik uygulamalari ile sağlanir. Bu alaşimlar dişhekimliğine özel karişimlardir. . Altın diş hekimliğinde kullanılan maddeler içinde, diş ve dişeti ile uyumlu en kıymetli malzemelerden birdir. Bu yüzden değerli metal kullanılarak yapılan uygulamalar ile daha sağlıklı sonuçlar elde edilir.

Zirkonyum da artık porselen alt yapısı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Standart Metal Alaşımlı Uygulamalar
Bu protezlerde altyapi olarak diş dokularina uyumlu, gerekli dayanikliliğa sahip ve sağliği idame ettirebilecek dişhekimliğine özel metaller kullanilir.
üst yapi olarak da dental seramik estetik görünümü sağlamak için kullanilir. Standart metal alaşimli sabit protezler tüm dişlere uygulanabilmektedirler. Artik klasikleşmiş yöntemler olarak da oldukça başarili sonuçlar vermektedirler.

Sabit protez nasıl yapılır?

İlk olarak çekilen dişe komşu olan dişlerin hazırlığı yapılır. Varsa çürükleri temizlenir ve konik bir hale getirilerek ölçüsü alınır.

Laboratuvarda modelaj ,döküm ve fırınlama aşamalarından sonra son provalar yapılır. Uygunluğu onaylanan protez cila için tekrar fırına konur.

Siz ve diş hekiminiz, görünüşünden ve konumundan memnun kaldıktan sonra kron daimi olarak yapıştırılır.

Diş hekiminizin öncelikli hedeflerinden biri de yapay dişi, doğal dişe mümkün olduğunca benzetmektir. Bunu başarabilmek için renk, şekil, ısırma ve doğal ile yapay dişlerinizin her ikisinin de boyutları göz önüne alınır. Bu faktörlerden herhangi biri görünüşünüzü önemli ölçüde etkileyebilir. Bu işlem sonucunda, nasıl bir görünüm beklediğinizi diş hekiminizle ilk seansta konuşmalısınız.

Kron ve köprülerin bakımı nasıl yapılır? 
Protezlerinizin temizliği uzun ömürlü olması açısından çok önemlidir. Özellikle protezin destek dişlerinin tüm dişeti kenarları çok iyi fırçalanmalıdır.

Dişlerinizi günde iki defa fırçalamalı ve bir defa da diş ipi ile temizlemelisiniz. Bu temizleme işlemi, bakterilerden oluşan plakları ortadan kaldıracaktır. Bu konudaki en önemli nokta diş ve dişetinizin birleştiği bölgedeki (sulcus) plakların temizlenmesidir. Kronların kırılmasını veya zarar görmesini önlemek için, sert yiyecek ve nesneleri çiğnemekten kaçınmak gerekir. Yine her durumda olduğu gibi diş hekiminizi rutin olarak ziyaret etmeniz, kontrol ettirmeniz gerekmektedir.

ORTODONTİ

ORTODONTİK TEDAVİLER

Ortodonti

Ortodonti nedir ? 
Ortodonti çocuk ve erişkin hastalarda diş şekil bozukluklarının önlenmesi,varolan bozuklukların çözülmesi ve hastaların iyi bir estetik, konuşma ve fonksiyon kazandırılmasını amaçlayan dişhekimliğinin bir dalıdır. Diş çapraşıklıkları genetik veya çevresel (parmak emme, tırnak yeme, süt dişlerinin erken yaşta kaybedilmesi vs.) kaynaklı olabilir. Tedavi edilmeyen çapraşıklıklar erişkinlik döneminde psikolojik problemlere, çapraşıklık sebebiyle iyi fırçalanamamaktan dolayı diş ve dişeti problemlerine, konuşma problemlerine ve eklem sorunları gibi bir çok soruna neden olabilir.

Ortodontik tedavi kimlere uygulanabilir ?
Ortodontik tedavi her yaştaki kişilere yapılabilmektedir fakat çocuklarda büyüme gelişme döneminde çenelerin büyüme potansiyelinden faydalanılarak yapılan bir ortodontik tedavi daha kolay olur ve daha kısa sürer.

Hasta kaç yaşında olursa olsun tedavi mümkündür. Dişleri ilgilendiren tedaviler hemen her yaşta yapılabilir; yeter ki dişler ve çevre dokular sağlıklı olsun. Fakat çene kemiklerini ilgilendiren anomalilerde yani kemik yapısında bir problem var ise büyüme gelişme sonlanmadıysa fonksiyonel ve hareketli apareyler ile yapılabilirken yetişkin hastalarda bu düzeltme ancak ameliyatla sağlanır.

Süt dişlenme dönemi okul öncesi yıllarda yapılan alışkanlık kırıcılar ve çene genişletme apareyleri çocuğun parmak emme, dudak yeme, ağıza yabancı cisim sokma gibi alışkanlıklara bağlı olarak ortaya çıkan sorunların mümkün olduğu kadar azaltılmasına yönelik uygulamalardır.

Karışık dişlenme dönemi ilkokul çağı çocuklarını kapsar, ağızda hem daimi hem de süt dişlerinin bulunduğu dönemdir. Bu dönemde zamanından önce veya sonra süt dişlerinin kaybedilmesi alttan gelen daimi dişlere rehberlik edememesi sonucunda birtakım  yer darlığı problemleri oluşabilir.

Daimi dişlenme döneminde diş dizilerindeki bozukluklar diş çekimi yapılarak veya yapılmadan sabit ya da hareketli aygıtlarla düzeltilebilir.

Çocuğunuzda dikkat etmeniz greken ortodontik ipuçları:

  • Erken veya geç sütdişi kaybı

  • Çiğnemede veya kapatmada zorlanma

  • Ağızdan solunum

  • Parmak emmek

  • Çapraşıklık, yanlış konumlanmış veya sürmemiş dişler

  • Aşırı ilerde veya geride konumlanmış çene

  • Yanak ısırma ve dudak ısırma

  • Önde konumlanmış dişler

  • Alt ve üst dişlerin temas etmemesi veya anormal bir şekilde kapanması

  • Dengeli olmayan yüz görünümü

  • Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı

Hangi durumlarda ortodontik tedavi yapılır?

  • Ağızda çapraz kapanış varsa.Normalde ağız kapanışında  üst dişler alt dişlerden daha önde olmalıdır. Şayet tersi bir durum söz konusu ise yani  alt dişler üst dişlerin daha ilerisinde duruyorsa ki buna ‘ çapraz kapanış’ denir.

  • Ön dişlerin çok ilerde durduğu ve dudakların birbirine değmediği durumlarda,

  • Dişlerin düzgün yerleşmediği ya da birbiri üzerine bindiği durumlarda,

  • Dişlerin çok aralıklı dizildiği vakalarda,

  • Dişler kapanışa getirildiğinde alt ve üst ön kesiciler arasında büyük bir boşluk varsa dişler birbirlerinden çok uzak konumlanmışlarsa yani openbite dediğimiz vakalarda,

  • Ön kesici dişlerin arası çok açık ise,

  • Dişlerde bariz çapraşıklık olmadığı halde çiğnemede ya da bazı harfleri söylemede güçlük çekiyorsanız,

  • 4 yaşını geçtiği halde çocuğunuz halen parmak ya da yalancı emzik emiyorsa,

  • Düşme zamanından önce süt dişini kaybetmiş çocuklarda, özellikle 6 yaş grubunda zamanından önce çekim ya da travma sonucu düşen süt azılarının yokluğunda

  ortodontik tedavi gerekmektedir. 

İlk ortodontik muayene ne zaman yapılmalıdır? 
Ortodontik tedaviye ihtiyaç duyan kişilerin erken dönemde yakalanması çok önemlidir. Çocuklarda alt-üst keser dişler sürdükten sonra ilk ortodontik muayeneleri yapılmalıdır. Eğer tedavi gerekli ise 7-10 yaş büyüme-gelişme döneminde çenelerin büyüme potansiyellerinden yararlanılarak tedavi edilir. Böylelikle ileride tedavisi daha zor ve daha uzun süreli olan yöntemlere gerek kalmayacaktır. Türk Ortodonti Derneği bütün çocukların 7 yaşını tamamlamadan ortodontik bir değerlendirme almasını tavsiye eder.

Tedavi ne kadar sürer, tedaviden sonra dişler eski haline döner mi?
Ortodontik tedavinin süresi 6 ay ile 3 yıl arasında değişmektedir. Tedavi bittikten hemen sonra dişin etrafındaki yapılar (periodonsiyum) dişlerin yeni konumuna uyum sağlayamadığından ve kemik dokusu olgunlaşmadığından apareyler çıkarıldıktan sonra dişler eski yerlerine dönebilirler. Bunu önlemek için düzelmiş dişlere yapılacak başka aygıtlarla oluşan durumu sabitlemek yani pekiştirmek gerekir. Tedavinin bu son aşamasına pekiştirme tedavisi denir. Bu dönemde de çocukların dişlerine gereken özeni göstermesi şarttır.

Ortodontik tedavi nasıl yapılır?

  1. Hareketli Apareyler: Hasta tarafından takılıp çıkarılabilen sadece basit diş hareketleri yaptırabilen apareylerdir. Bunların üzerlerine konulan yaylar, vidalar, düzeltilecek dişlere bir kuvvet uygular. Erken dönem tedavisinde ve daha basit vakalarda uygulanır. 

  2. Fonksiyonel Apareyler: Aktif büyüme döneminde kullanılabilen ,büyümeyi yönlendiren apareylerdir. Alt ve üst çenenin birbirine göre bozulan ilişkilerini (ortopedik problemler) düzeltmek amacıyla ergenlik dönemi öncesinde küçük yaşlarda çoğunlukla hastaların kendisinin takıp çıkarabildiği özel apereylerdir. Çoğu zaman sabit ortodontik apareylerle birlikte kullanılır.

  3. Sabit Apareyler: Dişler üzerine özel tekniklerle yapıştırılan hasta tarafından çıkarılamayan,tedavi sonunda ortodontist tarafından sökülen apareylerdir. Sabit tedavide kullanılan braketler,kişilerin isteğine göre metal veya porselen olabilir. Günümüzde daha az fark edilen malzemelerle ortodontik tedavinin en çekinilen özelliği olan tel görünümünden kurtulmak mümkün olabilmektedir. Hatta bazı durumlarda dişin görünmeyen arka kısımlarına da uygulanabilirler.Hekiminiz sizi muayene ettikten sonra ağzınıza en uygun tedavi şeklini söyleyecektir.

  4. Ortognatik Cerrahi: Ortodontik veya ortopedik tedavi ile düzeltilemeyecek durumlar söz konusu olduğu zaman büyüme ve gelişmesi tamamlanmış yetişkin hastalarda ortognatik cerrahiye başvurulur.

 

Ortodontik tedavinin sağladığı faydalar nelerdir?

  • Dişlerin çene kemiğinde düzgün şekilde yerleşimi, kapanış bozukluklarından kaynaklanan eklem, baş, boyun ağrılarını ortadan kaldırır.

  • Konuşma fonksiyonunuz düzelir.

  • Yüz güzelliğine katkıda bulunulur.Dişlerle beraber yumuşak doku profili de düzelir.Bu sayede hastaların psikososyal gelişimi olumlu yönde etkilenir.özgüvenin artmasını sağlar.

  • Çiğneme etkin şekilde yapılarak mide-bağırsak problemleri çözümlenir.

  • Dişlerin çapraşıklarının düzeltilmesi ile ağız hijyeni daha kolay sağlanır.Böylece ara yüz çürüklerinin oluşumu engellenir.

  • Plak temizliğinin etkili yapılabilmesi oluşabilecek dişeti hastalıklarına engel olur.


Ortodontik tedavi süresince dikkat edilmesi gerekenler 
Braketler uygulandıktan sonra dişlerde hassasiyet, yanak içlerinde yaralanmalar olabilir. Bu şikayetler bir hafta en fazla on gün süre içinde kaybolacaktır. Şikayetlerinizi azaltmak için size verilen özel mumları kullanabilirsiniz.

Tedavimiz süresince dişlerin çok düzenli olarak fırçalanması gereklidir. Günlük ortodontik tedavi gören hastalarda çürük görülme sıklığı artmakta ve yeterli temizlik sağlanmazsa braketlerin etrafında beyaz renkli lekeler oluşabilmektedir Fırçalama işlemi braketlerin etrafında birikinti kalmayana kadar devam ettirilmelidir. Diş etlerinizin sağlığı da diş fırçalamanızın doğru yapılmasına bağlıdır.

Ortodontik tedavi sırasında sert yiyeceklerden (kuruyemiş, erik, cips vb.) uzak durulmalıdır. Tüm sert gıdalar ufak parçalar haline getirilerek yenmelidir.

Tedavi süresince 4-5 haftada bir kontrolleriniz olacaktır.Tedavinizin amacına ulaşabilmesi için randevularınıza sadık kalmanız gerekmektedir.

Tedaviniz sırasında verilecek olan ağız dışı ya da ağız içi aygıtlar, size belirtilecek sürelerde ve şekillerde düzenli olarak kullanılmalıdır. Aksi halde istenildiği gibi bir sonuç almak imkansız olacaktır.

Ortodontik tedavi süresince ağız hijyeni
Ortodontik tedavi görenlerin daha özenli bakım yapmaları gereklidir Diş hekiminin tavsiye ettiği bir diş fırçalama yöntemi varsa onu kullanınız.

 

Diş tellerinin etrafını, önce yukarıdan aşağıya ve sonra aşağıdan yukarıya doğru fırçalayarak temizleyin. Ortodonti için özel dizayn edilmiş diş fırçaları bulunmaktadır bunları kullanabilirisiniz.Daha sonra dişarası fırçaları ile yumuşak bir şekilde braketlerin aralarını fırçalayın braketleri kırmamaya ya da eğmemeye dikkat edin.Diş ve diş tellerini özellikle yemeklerden sonra olmak üzere günde iki kez fırçalayın.

Günde en az bir kez- kesinlikle uyumadan hemen önce-dişlerin arayüzlerini diş ipi temizleyin .
Diş çürümeleri riskini azaltmak üzere, florürlü ağız gargaraları ya da diş hekimizin direktifleri doğrultusunda florürlü ürünler macunlar kullanın.

Diş fırçasını ve diş ipini gittiğiniz her yere götürün, bu sayede evde olmadığınız zamanlarda da dişlerinizi temizleyebilirsiniz.

DİŞ BEYAZLATMA

DİŞ BEYAZLATMA

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Diş beyazlatma, dişlerinin renginden memnun olmayan kişilere önerilen estetik bir çözümdür.
Çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş dişleri beyazlatmak veya kişiye özel diş rengini birkaç ton açmak için kullanılan bir oksijenasyon yöntemidir.

Dış faktörlere bağlı renklenmeler
Dişler üzerindeki lekeler bazı yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi (kahve, çay, kırmızı şarap, köri, soya, meyve suları, kolalı içecekler vs...) ya da sigara kullanımı nedeniyle oluşmaktadır. Dişlerinizin yüzeyinde tutunan bu lekeler dişlerinizin sararmasına sebep olurlar. Bu lekeler diştaşlarıyla birlikte veya sadece lekeler şeklinde bulunabilir. 6 ayda bir dişhekimine kontrole giderek dişhekiminizin uygun gördüğü yöntemlerle ve uygun gördüğü zamanlarda dişlerinizi temizletmelisiniz.

İç faktörlere bağlı renklenmeler

  • Dişler bir yaralanma/ travma sonucu veya doğal yaşlanma sürecinin bir sonucu olarak sararabilirler. 

  • Amalgam (gri) dolgu yapılmış dişlerde amalgam içindeki özellikle bakır ve korozyon ürünlerinin dişteki dentin kanallarına sızması sonucu dişte gri-siyah renkleşmeler olabilir.

  • Kanal tedavisi gömüş dişlerde de iyi temizlenmeyen pulpa (damar-sinir paketi) artıklarının dentin tübüllerine girmesi ile siyahımsı; eğer kanal tedavisi sırasında kullanılan patların fazlalıkları dişin kron kısmının içine taşmış ise diş turuncu renkte görülür. Bu dişler normal beyazlatmadan farklı olarak INTRAKORONAL BLEACHING dediğimiz yöntemle beyazlatılmaktadır.

  • Alınan flor miktarına göre de dişlerde opak noktalardan sarı- kahverengiye doğru renk değişimi olabilir. 1 ppm. den fazla flor olan içme suyu içen kimselerin genellikle sürekli dişlerinde bu problemle karşılaşılabilir.

  • Anne hamileyken veya çocukluk döneminde kullanılan bazı antibiyotiklerin (özellikle tetrasiklin ) dişlerde sari-kahverengi-gri tonlarda lekelenmeler meydana getirdiği gözlenmiştir. Tetrasiklin lekeleri çok ileri durumda olmadığı sürece beyazlatma işlemine cevap verirler. Çok ileri tetrasiklin renkleşmelerinde ise bu durum beyazlatma ile giderilemeyeceğinden dişlere porselen lamina ya da full porselen kaplamalar önerilir.

Diş beyazlatma
Şu anda bilinen iki değişik beyazlatma yöntemi vardır. Bunlardan ilki hastanın kendi başına uygulayabileceği bir yöntemdir, ikinci yöntem ise klinikte hekim tarafından yapılan beyazlatmadır. Her iki yöntem de etkin olmasına rağmen, hangisinin tercih edileceği renklenmenin derecesine, tedavinin ne kadar çabuk sonlandırılmak istendiğine ve hekiminizin kararına bağlıdır.

Klinikte beyazlatma (office bleaching)
Hekiminizin uygun gördüğü beyazlatma jelinin ısı yada ışık ile aktive edilemesi ile yapılır. Öncelikle diş yüzeylerindeki dış renkleşmeler ve varsa diştaşları periodontal yöntemlerle temizlenir. Diş yüzeyleri cilalanır. Başlangıç fotografı alınır ve renk skalası ile dişin tonu belirlenir. Diş etlerine beyazlatma jelinin değmesini engellemek amaçlı koruyucu bir jel sürülür ve hastaya koruyucu gözlük takılır. Beyazlatma ajanı diş yüzeylerine uygulanır ve 20-30 dakika süreyle aktive edilir.

Bu şekilde yapılan beyazlatmanın başarısı, renkleşmenin sebebine ve ağırlığına bağlıdır. Yaşlanma ile olan renkleşmelerde, fluoroz renkleşmesinde çoğunlukla 1 seans yeterli olmaktadır. Tetrasikline bağlı renkleşmelerde ise 3 hatta 4 seans gerekli olabilir

Evde yapılan beyazlatma (home bleaching)
Sizden alınan ölçülerle hazırlanan plakları günde bir kaç saat takarak bayazlatma işlemini evinizde yaparsınız. Doktorunuzun önerdiği miktardaki ağartma jelini plağın dişlerinizin ön yüzüne denk gelecek kısmına koyar, plağı ağzınıza yerleştirirsiniz. Bir iki hafta kullanım sonucu istediğiniz renge kavuşabilirsiniz. Evde yapılan ağartma yöntemiyle özellikle kanal tedavisi görmüş canız dişlerdeki koyu renk giderilemeyebilir. Ya da tetrasiklin lekeleri dediğimiz lekeler için sonuç alınmayabilir. Çünkü ağartma jelinin konsantrasyonu diş veya dişetlerinize zarar gelmesin diye düşük tutulmuştur. Bunun için muhakkak hekiminize danışmanız gerekmektedir.

Beyazlatmadan sonra dikkat edilcek hususlar
Beyazlatma işlemi sonrasında 24 saat içinde çakma şeklinde hissedilen hassasiyetler olabilir. İşlemden yarım saat önce ve işlem sonrasında alınan ağrı kesici bu hassasiyeti azaltacaktır.

Beyazlatma reaksiyonu 24 saat süreyle devam eder. Bu nedenle işlem sonrası 24 saat süreyle renklendirici herhangi bir besin (kırmızı şarap, köri soslu besinler, meyve suları, salçalı besinler, çay ve çay çeşitleri, kahve vs.) yiyip içilmemesi gerekmektedir.

İşlem sonrası 24 saat süreyle hiç sigara içilmemesi, daha sonra da azaltılmasını tavsiye ederiz.

İşlem sonrası tüketilen asitli içecekler hassasiyeti arttırabilir. Bu nedenle 24 saat süreyle bu tür içecekler tüketilmemelidir.

Dişlerin temizliği aynı şekilde yapılmaya devam edilir.

Beyazlatma hangi durumlarda yapılmaz?

  • Geniş pulpalı dişlere

  • Aşırı aşınmış eroziv dişlere

  • Ağızda porselen kuron gibi restorasyonlar varsa

  • Hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda

  • Hidrojen peroksit veya karbamid peroksit allerjisi olan kişilerde.

  • Ağız hijyeni kötü olan bireylerde

  • Dişlerde mineyi ve dentini ilgilendiren yapısal bozukluklar varsa (amelogenesis imperfecta,dentinogenesis imperfecta)

  • Aşırı hassas dişleri olan hastalarda (hassasiyet giderici tedaviler uygulandıktan sonra beyazlatma yapılabilir.)

  • İleri boyutta tetrasiklin lekeleri olan dişlerde

  • Dişlerinde kırık, çatlak, çürük olan kişilerde

  • Dişetleri çok fazla çekilmiş ve köklerin büyük bir kısmı açığa çıkmış kişilerde beyazlatma yapılmamaktadır.

Dişlerin temel rengi beyazlatılmaktadır, fakat aşırı miktarda sigara içen bir de ağız hijyenini tam sağlayamayan hastalarda nikotin lekesi tekrar dişlerde birikir. Bu hastaların sıklıkla diştaşı temizliği yaptırması gerekmektedir.

Beyazlatma işlemi sırasında ağrı duyulur mu ? 
İşlem sırasında ve takip eden 24 saat içinde biraz hassasiyet olabilir. Bu geçici bir durumdur. Bu durumu en rahat şekilde geçirmeniz için hekiminiz size önerilerde bulunacaktır.

Beyazlatılan dişler ne kadar süre rengini korur?
Normal şartlarda beyazlatma işlemi ile dişleriniz ortalama 2-3 yıl rengini korur. Bu süre size bağlıdır.
Eğer aşırı miktarda çay, kahve, sigara içilirse bu süre kısalabilir. Gerekirse beyazlatma işleminin devamı için yılda bir iki sefer ek tedaviler yapılabilir.Ya da evde yapılan yöntem yılda bir sefer uygulanabilir.

Dişler ne kadar sürede istenen renge gelir? 
Yapılan yönteme, kullanılan ajanın yüzdesine ve hastanın dişinin yapısına ve tonuna göre farklılık göstermektedir.

Klinikte yapılan beyazlatmada kullanılan yüzde yüksek olduğundan hızlı ve etkili sonuç alınırken, evde yapılan beyazlatmada kullanılan ajanın yüzdesi düşük olduğundan daha geç sonuç alınır. Bazı hastalar bir seansta istediği sonuca ulaşırken diğer hastalarda 1-2 seans yapılması gerekebilir ya da bir seans klinik beyazlatma ardından evde yapılan beyazlatma ile kalıcılık sağlanmaya çalışılır.

ENDODONTİ

Kanal Tedavisi

Kanal Tedavisi

Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan bir tedavi yöntemidir.

Dişin içindeki sinirlerin alınması,diş köklerinin içindeki kanalların şekillendirilip mikroorganizmalardan arındırılması ve daha sonrasında genişletilmiş kanalların doldurulması işlemidir.Daha sonra dişin üst kısmına madde kaybına göre hekiminizin uygun gördüğü dolgu,porselen kron inlay gibi restorasyonlar yapılır ve dişin estetik ve fonksiyonel olarak devamlılığı sağlanır.

Kanal tedavisi neden yapılır?
Çürük ya da travma nediyle kaybedilebilecek ağrılı iltihablı kötü durumdaki dişlerin, mikroplu tüm kısımlarının temizlenerek, uzun süre daha ağızda kalmasını sağlamak, diş kayıpları dolayısıla oluşabilecek hem maddi hemde manevi açıdan sizleri zorlayacak daha ileri tedavilerin önüne geçmek içinyapılır.

Ağızda kanal tedavisi yapılarak kalan diş, o bölgede ölü ama en azından kendi dişiniz olarak çiğnemeye yardım etmeye devam edecek, bu şekilde yine o bölgedeki kemiğin aktif halde kalmasıyla beraber çene kemiklerindeki erimeyi de önleyecektir

  • Dişe veya çeneye gelen darbe,

  • Derin çürük nedeniyle meydana gelen fiziksel irritasyon

  • İleri diş eti hastalıkları,

  • Yüksek yapılmış, kapanış tam ayarlanmamış dolgu ve protetik yapılar,

  • Yanlış uygulanmış ortodontik tedaviler

Diş ağrısı neden olur?
Dişte çürük oluştuğu zaman dişin sert dokularında (mine-dentin) bozulmalar başlar.Bu çürük zamanla dişin içindeki damar ve sinirlerden oluşan pulpaya yani canlı dokuya yaklaşmaya başladığında, çürüğe sebep olan bakterilerin meydana getirdiği asitler,pulpayı etkilemeye başlar.

Bu safhada dişlerde sıcakta hassasiyet veya özellikle gece kendini gösteren ağrılar görülmeye başlar.Tedavi edilmediği takdirde bu bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Sonuçta pulpanın ölümü neticesinde ortaya çıkan  toksinler(zehirler) kök ucundaki dar delikten dışarı sızarak çene kemiğine yayılır.

Bu da  çene kemiğinde abse dediğimiz iltihap dokusunu meydana getirir ve dişin destek dokularının kaybına sebebiyet verebilir.Yüzde şişlik ve ileri dönemlerde extra oral fistüller görülebilir. Çekim daha ucuz bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, sağlam bir dişin kaybı, doldurulması zor bir boşluk oluşturmaktadır, bu boşluk köprü ya da implant yaparak daha masraflı ve zor bir tedavi olmaktadır. Eğer seçim yapabilme şansınız varsa dişinizi kaybetmemeniz her zaman avantajınıza olacaktır.

Çok uzun süre bu şekilde tedavi edilmeden kalmış dişleri bazen kanal tedavisiyle de kurtarmak mümkün olmayabilir. O zaman dişin çekimi gerekebilir.Mümkün olduğunca dişlerimizi kaybetmememiz için en iyi şekilde ağız bakımı yapmak ve 6 ayda bir dişhekimine kontrole gitmemiz gerekmektedir.

Kanal tedavisi yapılan dişin ömrü ne kadardır? 
Kanal tedavisi dişin çekilmesini önlemek için yapılan ve dişe son şansını veren bir tedavidir. Uygun şartlarda yapılan bir kanal tedavisi sonucunda diş ömür boyu ağızda fonksiyon görebilir. Ancak kanal tedavisi yapılan dişler doğal dişlerden daha kırılgan olabilir.

Kanal tedavisinin riski var mıdır? 
Düzgün ve kurallarına göre yapılan bir kanal tedavisinin başarısı ortalama olarak %90 - %95'in üzerindedir. Kanal aletinin tedavi sırasında kök içinde kırılması veya kök kanallarının tam olarak temizlenememesi (kök tıkanması vb.) durumunda, tekrar kanal tedavisi denenir başarılı olunmazsa cerrahi yönetmeler ile diş kurtarılmaya çalışılır.

Kanal tedavisi nasıl yapılır ve ne kadar sürer?
Hastaya anestezi yapılarak dişin çürüğü temizlenir ve dişin içine bir kavite açılır.Pulpa odasına ulaşılır ve dişin bu kısmından kanallara özel aletlerle girilerek bakterilerden temizlenmesi için çeşitli işlemler uygulanır ve dezenfekte edilir.

sonra pulpa odasının ve kanalların içi duruma göre çeşitli ilaçlarla doldurulup geçici dolgu ile kapatılır. Bu işlem bir kaç seans sürebilir.Bazı durumlarda kanal tedavisi tek seansta yapılabilirken, abseli, iltihaplı dişlerde bu durum pansumanlar yapılarak geçirilmeye çalışıldığından tedavi uzamaktadır. Diş iyileşikten sonra kanal dolgusu bitirilmektedir. Bu sürenin ne kadar uzun olacağı dişinizin durumuna bağlıdır.

Kanal tedavisi sırasında dikkat edilmesi gerekenler
Kanal tedavisi seansları arasında dişinizi sert besinler çiğnemek için kullanmayınız. Dişinizde geçici dolgu olduğu için dişiniz kırılabilir.

Seans aralarında ağrı şikâyetiniz olabilir, pansuman için hekiminize başvurunuz.

Seans aralarında yüzünüzde şişme olabilir. Kaygılanacak bir şey yoktur, bu mikroorganizmaların meydana getirdiği bir reaksiyondur ve pansumanlarla düzeltilir. Hekiminize haber verin.

Kanal tedavisinden sonra ne olur?
Kanal tedaviniz bittikten sonra Doğal dokulardaki enflamasyon birkaç gün süreceğinden dişinizin üzerine bastırdığınızda ağrı şikâyetiniz olabilir. Bu dönemde o bölgeye yüklenmemeniz gerekmektedir. Bir süre sonra şikâyetiniz geçecektir gerekirse hekiminizin önerdiği ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz. Bu durum geçmez ve artmaya devam ederse bu konuda hekiminize danışın.

Kanal tedavisi gören dişler canlılığını yitirdiği için esnekliği azalır. Bu nedenle sonrasında kırılma riski çok yüksektir. Bu dişinizi uzun süre kullanmanızı sağlayacak en uygun restorasyon için lütfen hekiminizin önerilerini dikkate alınız. kök kanalları doldurulan dişinizin üstüne eğer fazla madde kaybı yoksa normal dolgu yapmak, fazla madde kaybı varsa kalan diş duvarlarınızı destekleyecek, onların ilerde kırılmasını engelleyecek porselen dolgu (inley) gerekmektedir. Eğer hiç diş duvarınız kalmamışsa kök kanalınızdan destek alan bir post yapılıp üzerine kuron kaplama yapmak en doğrusudur.

DİŞ CERRAHİ UYGULAMALARI

Diş Çekimi

Diş Çekimi

 

Günümüzde bilimin ve teknolojinin gelişimi ve bunların diş hekimliğine katkıları sayesinde öncelikle tedavi etme ve dişi ağızda tutmak hedeflenmekle birlikte, bazen hasta sağlığını korumak ve bazen de tedavi planlaması gereği diş çekimi yapılmaktadır.

Nedenleri

*çok ileri derecede çürük olan, kurtarılamayacak kadar madde kaybı olan dişler

*travmaya uğramış, kırık dişler

*kanal tedavisi uygulanmasına rağmen kurtarılamayan dişler

*dişeti hastalıkları nedeniyle sallanan dişler

*düşmesi gerektiği halde, düşmeyen süt dişleri

*tam sürmemiş gömülü veya yarı gömülü dişler

*kist veya tümör oluşumuna sebep olmuş olan dişler

*aşırı konum değişikliği nedeniyle, sorun yaratan dişler

*ortodontik tedavi nedeniyle, çenede yer kazanmak amacıyla, sorunsuz olduğu halde dişler çekilebilir.

Diş çekimi sonrasında oluşan boşluk; en kısa zamanda yerine porselen köprü , implant veya diğer protezler yapılarak giderilmelidir. Eğer bu boşluk giderilmezse ; boşluğun yanındaki dişler ve boşluğun karşındaki diş kayarak yer değiştirir. 
Dişlerin yer değiştirmesi hem estetik hemde fonksiyonel açıdan sakıncalıdır. Bu dişlerin aksları ve konumları bozulur . Çürüklere kemik kayıplarına zemin hazırlar . Dişlerin kapanış düzeninin bozulması nedeniyle çene ekleminde problemler oluşur.

 

 

Diş çekiminden sonra dikkat edilmesi gerekenlerAğzınızı sürekli çalkalamayınız ve sürekli tükürmeyiniz . ( Aksi halde çekim yarasının iyileşmesinin gecikmesine neden olursunuz).

Çekim yerine konan steril gazlı bezi en az 15-20 dakika sıkıca bastırarak ısırınız. Bu tamponu attıktan sonra,kesinlikle ikinci bir tampon yerleştirmeyiniz. Çünkü hiçbir zaman bu tampon steril olamayacaktır. her seferinde yaranın üzerindeki pıhtı bu tampona yapışacak ve kanamanızın durmasına mani olacaktır.

Sızıntı şeklinde kanamanız olabilir. Bu kanama 6 ile 24 saat arasında bir süre devam edebilir. Eğer çok kanamanız olursa hekiminize başvurunuz.

Ağrınız olabilir. Bu durumda ağrı kesici alabilirsiniz. ( Aspirin hariç, özellikle uyuşukluğunuz geçerken ağrı en yüksek düzeye ulaşır. Bu normal bir durum olup uyuşukluk geçmeden önce ağrı kesici almak yararlı olacaktır.

24 saat süreyle sigara içmeyiniz ve alkollü içkilerden kaçınınız.

Diş çekimi yerine dilinizi yada herhangi bir aleti sokup kurcalamayınız.

Dişler çene kemiğine bağlı olduğundan çekim sonrasında kemik ortaya çıkar ve siz çekilen dişten parça kaldığını düşünebilirsiniz. O yüzden o bölge ile hiç ilgilenmeyin. Birkaç gün içerisinde açık kemiğin üzeri dişetiniz ile örtülecektir.

Diş çekiminden sonra uyuşukluk geçinceye kadar bir şey yemeyiniz. Farkında olmadan uyuşuk olan bölgeleri ısırıp yaralıyabilirsiniz.

Çok sıcak veya soğuk gıdalar yemeyin ve içmeyiniz. İlk 24 saat içinde sıvı ve çiğnemeye gerek olmayan yumuşak ve ılık gıdalar alınız.Sonra tedbirli olarak günlük gıdalara geçebilirsiniz.

Diş çekimini takiben 24 saat sonra normal ağız bakımı uygulamalarına devam edin. Seyreltik ılık tuzlu su veya ağız gargaralarından yararlanabilirsiniz. Bu işlemler yara ortamını temizler,iyileşmeyi hızlandırır,çekim sonrası ağız kokusunu azaltır,mikrop birikimini engeller ve ikincil enfeksiyon olma riskini elimine eder.

Diş çekimi sonrası mümkünse başınızın altına yüksekçe bir yastık koyup,çekim yaptırdığınız gün yatıp dinleniniz.

Diş çekimi normale göre zor olduysa ; mutlaka çekilen diş bölgesine dışarıdan 8 saat boyunca saatte bir 5-10 dakika süreyle buz tatbiki yapmalısınız. Şiş ve morarma buz tatbiki ile önlenmiş olacaktır.

Cerrahi müdahale ile diş çekimi yapıldıysa şişlik olabilir ve bu normaldir. Dikiş atıldıysa, dikişler 7 ile 10 gün içinde alınmalıdır. Dikişler ağızda iken dilinizi o bölgeye götürmemeye ve dikişlerle oynamamaya özen gösteriniz.

KOMPOZİT DOLGULAR VE BONDİNGLER

Şehir, Ülke

Dolgu

 Çeşitli renk seçenekleriyle dişte fark edilmez diş rengindeki dolgulardır. Bir dönem sadece ön dişlerde kullanılan kompozit dolgu çeşitli yöntemlerle güçlendirilerek arka dişler için de uygun hale getirilmiştir. Özel bir bağlayıcı ajan kullanılarak dişe yapışıtırılan dolgu malzemesi ışık cihazıyla sertleştirilir ve cilası aynı seans yapılabilir.

Diş renginde kompozit dolgular

Kompozit dolgular pek çok yıldır, kozmetik diş hekimliğinde kullanılmaktadır ve sadece tek bir seansta gülüşünüzü değiştirebilir. Süreç, şekillendirilebilir macun kıvamında ve akrilik reçinenin çeşidine göre değişkenlik gösteren bazı dolgu maddelerinden yapılmış olan” kompozit dolgular” ın doğru renk ve miktardaki artistik kullanımını gerektirir. Bunun kullanıldığı çeşitli diş prosedürlerinin bazıları şunlardır:

  • Diş boşluklarını doldurma: "Beyaz dolgu"

  • Metal ya da amalgam dolguları değiştirme

  • Kırık dişleri tedavi etme

  • Diş aralarındaki boşlukları kapama (diastema)

  • Dişlere şekil verme

  • Gülüş tasarımı – Laminat kaplama (ancak porselen laminatlar bu konuda daha iyi bir alternatif olabilir.)/li>

  • Kompozit "Beyaz" Dolgular

Kompozit diş dolguları için popüler bir tercihtir çünkü kullanılan malzeme kendi doğal dişinizin ton ve şeffaflığını hatta dokusunu sağlar ve gülümsediğinizde hoş görünmeyen eski amalgam ya da gümüş dolgulardan çok daha estetik bir görünüm oluşturur.

Kompozit dolgu tüm boşluklarda kullanılabilir mi ?

Malzeme geniş alan üzerinde güçlü bir yapıya sahip olamayacağından, dişlerinizde büyük boşluklar varsa kompozit dolgu uygun değildir. Bunlar üzerinde aşırı güç uygulanmayan küçük boşluklar için idealdir. Diş teknolojisindeki son gelişmelerle pek çok diş hekimi hem dayanıklılık hem de estetik açısından avantajlı olan porselen dolgular (inley ve onley) kullanmayı tercih etmektedir . Bazı uygulamalar diş hekiminin 7-10 gün sürecek porselen dolgu oluşturma işlemini gerçekleştirmesini gerektirebilir.

Kompozit yapıştırma işlemi nasıl gerçekleşir ?

Eğer işlem lokal anestezi gerektiriyorsa (ki bütün yapıştırma işlemleri gerektirmez) o zaman diş hekiminiz öncelikle diş çevresindeki diş etine lokal anestezi uygulayarak bölgeyi uyuşturur. Kompozit dolgunun uygulanacağı diş yüzeyi herhangi bir parçacık ya da tartar kalıntısını gidermek için güzelce temizlenir. Çünkü bu işlem yapışmak için temiz bir yüzey gerektirir. Diş hekiminiz tarafından doğru tondaki bileşik belirlendikten sonra, dişin kuru tutulabilmesi için, etrafı pamuklarla ya da kauçuk bir tabaka (rubber dam) ile sarılır. Daha sonra diş hekimi tarafından özel bir aletle şekillendirilir ya da kabartılır.

Ardından özel bir fosforik asit bazlı bir jel ile diş yüzeyi pürüzlendirilir. Böylece kompozit dolgunun yapışması için daha düzgün bir yüzey sağlanmış olur. Kompoizt (yapıştırma aracı) aşındırılmış diş yüzeyine uygulanır ve bileşiğin sertleşip sıkılaşmasını sağlayan özel bir ışık kaynağına (halojen ya da led ışık) maruz bırakılır. Yapıştırma aracı genellikle istenilen biçim, şeffaflık ve dokuya ulaşılıncaya kadar dişe birkaç ince katman (1-2 mm) halinde uygulanır. Son adım, istenilen son şekil ve düzgünlüğü vermesi için bileşiğin parlatılması ve cilalanmasını içerir.

Kompozitin dezavantajları nelerdir ?

Yapıştırmanın başlıca dezavantajları seramik ya da porselen gibi diğer onarıcı malzemelerin dayanıklılığına sahip olmaması ve çevresindeki doğal diş ya da porselenden daha çok lekelenme riski taşımasıdır.

Her diş hekimi yapıştırmayı uygulayabilir mi ?

Evet – ancak, yapıştırmanın yüksek bir artistik beceri gerektirdiğini ve tüm diş hekimlerinin eşit yeteneklere sahip olmadığını aklınızda tutmalısınız. Diş hekiminize bu alanda nasıl bir deneyim sahibi olduklarını sormayı ve geçmişte tedavi ettiği hastaların fotoğraflarını görmeyi istemeyi unutmayın.

ÇOCUK DİŞ PROBLEMLERİ

Çocuklarda Koruyucu Tedaviler

Çocuklarda Koruyucu Tedaviler

Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemediğinden ve süt dişleri normal dişlere oranla daha organik bir yapıya sahip olduğundan çürüğe daha yatkındırlar. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen veya kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerinin de temizlenmesi gerekir. Bu nedenle fırçalama okul çağına kadar anne-baba yardımı ve kontrolünde olmalıdır.

Çocuğun diş fırçası, yaşına ve ağız büyüklüğüne uygun olmalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılması gereken bir alışkanlıktır.

Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu  kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır; ve çocuklara özel diş macunları tercih edilmelidir.

Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara uyumdan önce vermeleridir. Çocuklar bu biberonla uyku boyunca kalır ve ağızda sürekli şeker varlığı süt dişlerinde çürüklere neden olur. Bu çürüklere biberon çürüğü denir.

Çürük oluşmasını önleyen tedavilere koruyucu tedaviler denir. Bunlardan biri fissür ötücü diğeri ise flor uygulnmasıdır.

Fissur sealant (fissür örtücü)

Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan "fissür" adı verilen oluklarda başlar.Sıvı bir dolgu olan Fissür örtücü ile bu olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir. Yapılan klinik uygulamalar sonucunda bu yöntemle yapılan tedavilerda çürük oluşumunun %70-80 oranında azaldığı görülmüştür.

Flor uygulaması
Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlere topikal (yüzeysel) flor uygulamasıdır. Bu şekilde dişlerin çürüklere karşı direncinin artırılması amaçlanır. Bilindiği gibi flor tüm ağız bakım ürünlerinde de bulunan bir maddedir. Diş hekimleri tarafından kullanılan formu özellikle diş çürüğüne yatkın bireylerde belli periyotlarla uygulandığında çürüklerin oluşmasını engellemeye yönelik sonuçlar vermektedir. Uygulama sıklığı ve miktarı uzmanlar tarafından bireyin yaşına ve çürük oluşum riskine göre belirlenmektedir.

GENEL ANESTEZİ İLE DİŞ TEDAVİSİ

Genel Anestezi

Genel Anestezi

 

Genel anestezi, bu konuda uzmanlık yapmış anestezi doktorları tarafından gerçekleştirilen, hastanın kontrollü bir şekilde bilinçsiz ve ağrısız konuma getirilmesi işlemidir. Anestezi, gaz ya da enjeksiyon şeklinde verilen ilaçlar ile başlatılır. Yapılması planlanan tedaviler bittiğinde ilaç durdurulur ve hasta uyanmaya başlar. Işlem sırasında hastanın yaşamsal değerleri genel anestezi uzmanı tarafından sürekli takip edilir. Bu nedenle genel anestezi, diş hekimi muayenehanesinde değil, uygun güvenlik önlemlerine ve yeterli ekipmana sahip bir anestezi merkezinde yapılabilir.

Diş hekimliğinde genel anestezi hangi durumlarda tercih edilir?

Zihinsel engelli hastalarda
Tedaviyi olumsuz etkileyebilecek bedensel engeli olan hastalarda
Korkan ve endişe duyan hastalarda
Tedavi için ikna edilemeyen yaşı küçük çocuklarda
Özel cerrahi girişimlerde

Genel anestezi altında yapılabilecek diş tedavileri nelerdir?

Süt ve daimi diş dolguları
Süt ve daimi diş kanal tedavileri
Süt ve daimi diş amputasyonları
Düt ve daimi diş çekimleri
Cerrahi işlemler
Koruyucu tedaviler
Süt ve daimi diş kuron restorasyonları

Genel anestezi öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Genel anestezi sırasında midedeki sıvı ve yiyeceklerin boğaza ve akciğerlere kaçışını engellemek için hastanın 8 saat aç ve susuz kalması gerekmektedir. Bu nedenle genel anestezi için özellikle çocuk hastalarda sabah saatleri tercih edilir. 
Hastanın genel anestezi için uygunluk durumu, anestezi uzmanı tarafından kontrol edilir. Hasta, sistemik hastalık varlığı, bedensel ve zihinsel engellilik derecesi, geçirilmiş ya da varolan enfeksiyon durumu ve yapılacak cerrahi işlemler için gelişebilecek komplikasyonları taşıma riskine göre değerlendirilir. Anestezi sırasında ve sonrasında anestezi uzmanı tarafından takip edilen hasta, yapılan işlemlere bağlı olarak değişmek üzere ilk 1-2 saat baş dönmesi, huzursuzluk ve ağrı görülebilir, fakat hasta yaklaşık 1-4 saat kontrol altında tutulur.

Genel anestezi altında diş tedavilerinin yapılması ne kadar güvenlidir?

Modern anestezi teknikleri ve deneyimli anestezi ekibi ile risk çok azdır. Özellikle herhangi bir sistemik hastalığı olmayan sağlıklı bireyler için diş tedavileri gibi küçük operatif işlemlerin genel anestezi altında yapılması yaygın bir risk taşımamaktadır.

Çocuk diş hekimliğinde, diş tedavilerinin genel anestezi altında yapılmasının gerekliliği nedir?

Çocukluk döneminde yaygın olarak görülen sağlık problemlerinden biri de diş çürükleridir. Diş çürükleri nedeniyle oluşan ağrı çocuklarda çok ciddi sonuçlara ulaşabilmektedir. Özellikle yemek yerken artan ağrılar yüzünden çocuklarda kilo kaybı ve dolaylı olarak gelişim problemleri oluşabilmektedir. Geceleri yoğunlaşan diş ağrıları ise çocuklarda uyku düzensizliklerine ve dolaylı olarak gün içinde konsantrasyon problemlerine neden olabilmektedir. Okul çağındaki çocukların başarı durumlarını da etkileyebilecek sorunlara yol açan diş çürüklerinin mümkün olduğunca erken tedavi edilmesi gerekmektedir. Çürük süt dişlerinin tedavi edilmemesi ve oluşan diş kayıpları; artan bir maliyet ile beraber düşük bir yaşam kalitesine sebep olmaktadır. 
Bu nedenle; bedensel ya da zihinsel engelli çocuklarda, daha önce kötü bir deneyim yaşamış ve tedaviye ikna edilemeyecek kadar korkan, endişe duyan çocuklarda, yapılması gereken birçok diş tedavisi olmasına rağmen yeterli iletişimi kurmanın mümkün olmadığı kadar küçük yaştaki çocuklarda diş tedavilerinin, genel anestezi altında yapılması uygundur.

PANAROMİK RÖNTGEN

PANORAMİK RÖNTGEN

PANORAMİK RÖNTGEN

 

Panoramik röntgen, tüm dişlerin, çenelerin, dişler ve çenelerdeki bir çok problemin tek bir filmde görülmesini sağlayan röntgen filmidir.

 

Panaromik röntgen neden gereklidir?

 

Panoramik röntgen filmleri, tedavi planlamasının daha hızlı ve eksiksiz biçimde yapılmasına yardımcı röntgen filmleridir.

 

Panoramik röntgene, çene ve dişlerde gözle görülemeyen kist, çürük ve tümör gibi oluşumların teşhisinde ihtiyaç duyulur.

 

Çene ve dişlerle ilgili cerrahi müdahalelerden önce hekimin görmesi gereken bir röntgendir. Çünkü bu röntgenler tedavi yapılacak alanı geniş bir biçimde gösterir ve operasyonun başarısını arttırır.

 

Panaromik röntgen neden tercih edilir?

 

Panaromik röntgen çenelerdeki kist, diş çürüğü ve tümör oluşumlarıyla ilgili erken teşhis imkanı sağlar.

 

Tüm dişlerin görüntüsü tek bir röntgen filmi üzerinde görülebilir.

 

Dünyada yaygın olan bu uygulama ülkemizde de zamanla daha da yaygınlaşacaktır.

20 Yaş Dişi Çekimi

20 Yaş Dişi Çekimi

Gömülü 20 yaş dişlerinin problem olmasının nedeni; genetik olarak bu dişe ihtiyaç kalmaması ve gittikçe çenelerimizin küçülmesidir. Çenelerimiz küçüldükçe 20.yaş dişleri kendine yer bulmak için zorlanmakta ve dolayısıyla diğer dişler gibi çıkamamaktadır. Kendine yer bulamayan 20.yaş dişleri öndeki dişi ittirerek baskı yapmakta ve bu da çapraşıklığa neden olmaktadır. Ayrıca çok geride olmaları ve etraflarındaki diş etinin normal anatomik yapıda olmamaları nedeniyle kolayca iltihaplanabilmektedirler.

Tam gömülü 20 yaş dişleri genellikle sorun yaratmazlar. Fakat rötgen ile takip edilmeleri gerekir. tam gömülü olmalarına rağmen öndeki dişin köklerine baskı yapabilirler.

Kısmen çıkmış 20 yaş dişleri en çok sorun çıkaranlardır. Tam çıkamadıkları için öndeki dişe baskı yaparak çıkmaya çalışırlar. Üzerlerindeki diş eti parçası (kapşon) , zamanla arasına yemek artıklarının kaçması ve bakteri üremesi nedeniyle iltihaplanır.Dişin etrafındaki diş etinin iltihaplanması sonucunda, ağrı, şişlik, abse oluşur. Çürük için uygun ortam oluştururlar.

Tamamen çıkmış 20.yaş dişleri ; genellikle sorun çıkarmazlar fakat çok geride oldukları için fırçalanmaları zordur. Bu nedenle ağız bakımı çok iyi olmayan hastalarda koruyucu bir önlem olarak çekilmeleri tavsiye edilir.

20 yaş dişi iltihabı veya absesinin belirtileri

  • Ağrı ( kendiliğinden veya üstüne basınca )

  • Şişlik ( ağız içerisinde veya yüzde )

  • Kızarıklık

  • Çene altındaki lenf bezlerinin şişmesi

  • Yutkunma zorluğu

  • Ağzın kapatılamaması veya kapatınca 20 yaş dişi üzerindeki diş etinin ısırılması, baskı olması.

20 yaş dişleri

 

  • Öndeki dişe baskı yaparak çapraşıklığa neden olabilir

  • Öndeki dişte çürüğe neden olabilir.

  • İltihap için uygun bir ortam yarattığından zaman zaman ağrı ve şişliğe neden olabilir.

  • Meydana gelen iltihap , vücudun zayıf bir anında kana karışıp ; kalp , böbrek , beyin , eklemler gibi hayati organlara yerleşebilir ve hayati tehlike yaratabilir.

20yaş dişi iltihabının tedavisi
Öncelikle antibiyotik tedavisi ile akut durumdaki iltihabın baskılanması gerekir. Antibiyotik kullanımı ile iltihap tamamen iyileşmemektedir. Bu nedenle antibiyotik kullanımı sonrasında şikayetlerin geçmesine aldanarak dişin çekilmesinden vazgeçilmemelidir.Daha sonra cerrahi bir işlemle bu dişler çekilmelidir.

Sağlıklı ve iyi bir şekilde sürmüş olan 20 yaş dişlerinin çekilmesine gerek yoktur. Halk arasında bu dişlerin çok çabuk şekilde çürüdüğü yönündeki bilgiler yanlıştır. Genellikle dişlerimizi fırçalarken, ağzımızın en arkasında bulunan, bu dişleri çok iyi fırçalamıyoruz . Bu sebeple de diğer dişlere çürük görülme oranı artmaktadır. Sağlıklı ve iyi bir şekilde sürmüş bu dişlerin diğer dişlerimizden hiçbir farkı yoktur. Eğer ihtiyaç duyulursa bu dişlere köprü uygulaması bile yapılabilmektedir.

Bu öğe hakkında insanlara daha fazla bilgi verin. Bu öğeyi eklemek için Öğe Ekle & Yönet'e tıklayın.

Çocuklarda Yer Tutucular

Çocuklarda Yer Tutucular

Süt dişlerinin düşme zamanında önce kaybedildiği durumlarda alttan gelecek sürekli dişin yerini korumak amacıyla yapılan apareylere yer tutucu denir. Süt dişleri sürekli dişler gelene kadar ağızda çocuğa fonksiyon estetik ve fonasyon sağlamanın yanında alttan gelecek olan dişe de rehberlik eder. Çürük enfeksiyon travma ya da herhangi bir nedenle süt dişlerinin vaktinden önce kaybedildiği durumlarda eğer yer tutucu yapılmazsa ağızda gelişimsel bozukluklar ve çapraşıklıklar meydana gelir.

Çocuğun ağzından bir ölçü alınarak laboratura gönderilir ve dişlere uygun bir yer tutucu yapılır. Hazırlanan bu yer tutucu dişlere yapıştırılır ve alttan sürekli diş çıkana kadar 6 ayda bir hekim tarafından kontrol edilir. Çocuğa herhangi bir zarar vermez ve çiğnemesine engel teşkil etmez

Diş Gıcırdatma

GECE PLAKLARI

Diş Gıcırdatma

Bruksizm (Diş Gıcırdatma), genellikle uyku sırasında dişleri bilinç dışı bir şekilde sıkarak yapılan bir eylemdir. Bu normal olmayan bir durumdur ve oldukça rahatsız edici bir ses ortaya çıkar. Genellikle bu alışkanlık kişi tarafından pek farkedilmez.

Bruksizmi olan kişilerin yüzde 5 ile 10 arası bir kısmı dişlerine uyguladıkları kuvvet sonucu dolguların ve dişlerin kırılması gibi zararlara yol açabilmekte, bir kısmı da çene eklemi disfonksiyonlarından şikayetçi olmakta ve sabahları sebepsiz başağrısı ve kas ağrıları çekmektedirler.

Bruksizmin psikolojik ve fiziksel bir çok sebebi olabilmektedir,  fakat bunlar arasında en öncelikli olanı strestir. Stresin arttığı dönemlerde bruksizm de şiddetlenir.

Çocuklarda Diş Gıcırdatma (Bruksizm)
Çocukların da uyku sırasında dişlerini gıcırdattığı aileler tarafından söylenmektedir.Hatta bazen gün içersinde de çocuklarının dişlerini gıcırdattığını söyleyen aileler de bulunmaktadır. Aslında her çocuk süt dişlenme döneminde, karışık dişlenme ve daimi dişlenme döneminde bir miktar dişlerini gıcırdatır. Bu diş gıcırdatmaların sonucu özellikle süt köpek dişleri ve kesici dişlerde hafif aşınmaların görülebilir. Eğer erken yaşlarda koruyucu tedaviler yapılmaz ise; henüz büyüme-gelişmesi devam eden çocuklarda hem dişlerde hem de çene ekleminde kalıcı hasarlar oluşabilir.

Bruksizmin belirtileri nelerdir?

En bariz semptom ağrıdır. Özellikle yüzdeki kaslarda , eklem yerinde (temporamandibular eklem) baş ve boyun bölgesinde oluşan ağrılardır. Diş gıcırdatmanın (Bruksizm) başlattığı ağrı kas kaynaklıdır. Bu ağrı, çiğneme kaslarındaki spazmlara bağlı olarak ortaya çıkar.

İleri derecede diş gıcırdatma durumlarında dişlerin çiğneme yüzeylerinde aşınma görülür. Bazı hastalar, sabah kalktıklarında ağızlarında kum olduğu hissine kapıldıklarını ifade ederler. Bu durum, aşınmış diş parçacıklarından kaynaklanmaktadır

Sürekli birbirine sürtünen dişlerin mineleri zarar görür ve dişlerin boyları kısalır Dişlerin aşınmaları sonucu, hastanın dikey boyutunda (burun-çene ucu arasındaki mesafe) azalma olmakta, bu da estetik sorunlara yol açmaktadır.

Diş yüzeyi aşınmaları sonucu dişlerde hassasiyetler olabilmekte ve ilerleyen zamanlarda dişin siniri açığa çıkabilmektedir.

Köklerde mikrotravmadan dolayı kistik oluşumlar meydana gelebilir.

Sürekli dişlere gelen kuvvet nediyle dişlerde ve dolgularda kırıklar gözlenebilir.

Eklemde ağzı açma kapama sırasında çıkan sesler duyulmaktadır.

Dişlerde sallanma ve aralanmalar görülebilir.

Bruksizm nedenleri nedir?
Genellikle birkaç faktörün bir araya gelmesiyle bruksizmin olduğu düşünülmektedir. Bunlar dental(dişsel), sistemik ve psikolojik problemlerdir.

Dental (dişle ilgili) nedenler; yüksek veya olması gerekenden düşük seviyede yapılmış dolgu ve protezler dişlerdeki kapanış ilişkilerindeki bozukluklar, erken dişsel temaslar veya yüksek yapılmış bir dolgu olabilir.

Sistemik faktörler ise; yetersiz beslenme, barsak parazitleri, alerji ve endokrin bozuklukluları olabilir. Eğer barsaklar dolu ise, gerginleşen barsak duvarından kalkan uyarılar beyinde sindirim kanalının faaliyetini başlatır. Barsak kasılması artar, sindirim enzimleri salgılanır, mide asidi artar, tükürük akışı artar, çiğneme kasları kasılır veya daha kolay kasılır hale gelir. Bunun sonucunda diş gıcırdatma olabilir.

Sinüzit sebebiyle burun akıntısı olan bir hastanın nazofarenks ve orofarenksine sürekli olarak uyarı geliyor demektir. Bu durumda da çocuk diş gıcırdatabilir.

Çocuklarda ayrıca diş sürmesi de diş gıcırdatma sebebi olabilir. Sürme sırasında dişetinde bir baskı oluşur ve bazı biyo-kimyasal ajanlar bu sırada salgılanır. Bunun sonucunda bu maddeler çevre dokulardaki sinirleri uyararak çiğneme kaslarını uyarır ve istemsiz çene kasılmaları yani diş gıcırdatmaları oluşabilir.

Psikolojik faktörler ise günlük streslere bağlı veya kişisel sıkıntılar başlıkları altında toplanabilir. Ayrıca emosyonel stres, kuvvetli pişmanlık, obsesyon, uykusuzluk, her turlu gerginlik hali ve kıskançlık gibi durumlar da diş gıcırdatmaya sebep olabilir.

Kişinin kişilik yapısı da önemlidir. Agresif, aceleci, titiz kişilerde daha sıklıkla görülür.

Bruksizm tedavisi
Çocuklardaki diş gıcırdatma tedavisinde öncelikle basit çözümler düşünülmelidir. Öncelikle diş gıcırdatma sıklığı ve şiddeti hakkında detaylı bilgi alınmalıdır. Daha sonra ağız içi muayene yapılır. Eğer dişlerde aşırı aşınmalar varsa bu bölgelerin tedavisi yapılır. Ayrıca dişlerin kapanış ilişkisi kontrol edilerek bozukluk varsa bunlar basit aşındırmalarla dengelenir ve düzeltilir. Eğer bu düzeltmeler fayda etmiyorsa basit ağız içi apereyler yapılarak sorun ortadan giderilmeye çalışılır. Bu arada çocukta yukarıda saydığımız barsak paraziti veya diğer sistemik faktörlerin varlığının olup olmadığı araştırılmalıdır.

Diş gıcırdatma veya sıkma problemi yaşayan yetişkinler için ise gece plağı kullanması önerilir. Isırma plağı olarak da adlandırılan koruyucu bir plağın geceleri uyurken takılması ile gerçekleştirilir. Stresi ortadan kaldırmak esas tedavi olmakla beraber dişlerin de korumaya alınması gerekmektedir. Tedavi daha çok akut problemleri çözmeye yönelik olarak uygulanır ve bir dişhekimi ve fizyoterapistin birlikte çalışmasını gerektirebilir

Splintler kas spazmını çözerek ,diş arklarına gelen ve gelecek olan aşırı kuvvetleri minumuma indirerek tanıya yardımcı olurlar. Bunların yanı sıra alt çeneye yeni bir konum vererek sorunları olan eklem -kas sistemini rahatlatırlar. Dişsel kaynaklı diş gıcırdatma ve sıkmada hatalı dental işlemler düzeltilerek bu alışkanlık ortadan kaldırılabilir.

Stres kaynaklı alışkanlıkların tedavisinde de oklüzal splint yapımı, kas gevşetici ilaçların yanı sıra psikolojik tedavi de mutlaka gerekmektedir.

Diş gıcırdatma ve sıkma sonucu çene eklemindeki deformasyona bağlı olarak, çok ileri safhalarda cerrahi tedaviler de gerçekleştirilmektedir.

Tedavi edilmezse ne gibi sonuçlara yol açar?
Dişlerdeki aşınmalar sonucu dikey boyutta azalma, dişlerde, çene eklemi ve çiğneme kaslarında ağrı, fonksiyon kısıtlılığı, çene kilitlenmesi (daha çok stress kaynaklıdır), ileri vakalarda ise ameliyat gerektirecek eklem deformasyonları oluşabilir.

Ağız Kokusu

Ağız Kokusu

Ağız Kokusu

Ağız kokusu nedir?      

 

 Birden fazla kişi, günün her hangi bir saatinde, yakın temasa gerek olmadan, ayni bireyin ağızında çirkin koku tespit ediyorsa, ve bu durum en az birkaç ay boyunca kesintili veya kesintisiz olarak devam ediyorsa, bireyin kendisi bu çirkin kokuyu duymuyor olsa bile bu klinik tabloya ağız kokusu ismi 

 

Kaç çeşit ağız kokusu vardır?


Tip 0 Ağız kokusu: 
Sadece sabahları uyanıldığında duyulan koku normaldir. Her bireyde mutlaka az veya çok miktarda bulunur. Tedavi edilmez. Tedavi edilse bile tekrar ortaya çıkacaktır 

 Tip 1 Ağız kokusu:
 Dil yüzeyi girintili ve çıkıntılıdır. Kriptaların derin çukurlarına yerleşen bakteriler, salyadan ve besinlerden gelen proteinleri uçucu kükürtlü bileşiklere parçalar.
            Ağız kokusunun sebebi uçucu kükürtlü bileşiklerdir.  Ağız kokusuna sebep olan düzinelerce VSB gazı vardır. En sık rastlananları burada anlatılmıştır. Emin olunuz bunlardan hiç birisini koklamak istemezsiniz. 

 Tip 2 Ağız kokusu:
Bu grup ağız kokusu da büyük ölçüde dil sırtından gelir fakat bakteri kaynağı ağızın içinde değildir, sinüsler, bademcikler, boğaz  veya komşu dokulardır. Bilhassa çocuklarda Tip 1 ile birlikte görülür. 
      Toplumda hayret edilecek kadar fazla sayıda isanda ağız kokusu sebebidir. 

 Tip 3 Ağız kokusu: Sindirim enzim veya organları besinleri gereği şekilde sindiremediği zaman besinler bakterilerin çürütmesine terk edilmiş demektir. Sindirim kanalında açığa çıkan gazlar bireyin isteği ve bilgisi dışında ağıza yükselir. 
        Bireyin geğirmesine gerek yoktur. Burada oluşan gazlar, otururken 0.68 ml/dak, yatarken 0.12 ml/dak hızında ağıza yükselir. Birey bunu bilmez. 
       Bu tip ağız kokusunda mide ile yemek borusu arasındaki gastroözefajial kapak gevşemişse  daha fazla çirkin kokulu gaz ağıza dolacaktır. H. pylori gastriti devamında gelişen erozif lezyonlar ağız kokusu sebebidir.
       Bilhassa ilerleyen yaş ile orantılı olarak bu tip ağız kokularının görülmesi artar. 
 

 Tip 4 Ağız kokusu: Akciğerden gelir. Ağız kokusu değildir. NEFES KOKUSUdur. İki şekilde meydana gelir. Birincisi: akciğer parankiminde veya alt solunum yolunda bir infeksiyon (pnömoni, plörit, adenit, bronşit vs...) bulunuyor ise buradan açığa çıkan çirkin kokulu gazlar doğrudan ekspirasyon havasına karışır. 
    İkinci yolu ise kimyası değişen kan gazlarının ekspirasyon havasında aromatik bileşiklere dönüşmesidir. Bunun en canlı örneği şeker veya gut hastalarında, diyaliz hastalarında, narkozdan çıktıktan hemen sonra, gebelikte görülen ağız kokusudur.
       Bu Tip nefes kokusu hastaları ağız kokusu tedavisine asla cevap vermez, ağız içinde ne yapılırsa yapılsın hiç bir iyileşme göstermez.  Çünkü ne koku kaynağı ağızdadır, ne ne sebebi ağızdadır. Bu sayfada nefes kokusu hakkında daha fazla bilgi bulacaksınız  Nefes kokusu 

 Tip 5 Ağız kokusu: Ağzının koktuğunu zannederler. Aslında ağızda ölçülebilir hiç bir patolojik koku bulunmaz. Bu sayfada detaylı bilgi vardır: tıklayınız
        "Benden uzak durduklarına göre galiba benim ağızım kokuyor" düşüncesi hakimdir. Bunlar genellikle duygulu, narin, disiplinli ve içe dönük kişilik taşırlar. Şaşırtmacalı sorular ile teşhis edilirler. Çok zor teşhis ve tedavi edilirler. Psikiyatrist iş birliği ile tedavi edilmelidir. Bu hastalara asla "ağızınız kokmuyor" demeyiniz.

Total Protezler

Total Protezler

Total Protezler

Diş eksikliklerini doldurmak için günümüzde diş hekimliğinde birçok yöntem vardır. Bunlardan en sağlıklı ve doğru olanı diş eksikliklerinin konumu, sayısı, diğer dokuların durumu ve genel sağlık durumunuz göz önüne alınarak diş hekiminiz tarafından seçilir.

Total, tam protezler: Eğer ağızdaki tüm dişler kaybedilmişse total-tam- protezler yapılır.

Son yıllarda Çene kemiğine implant yerleştirilerek yapılan ve bunlardan destek alınarak hazırlanan tam protezler artık hastalara kendi dişleriyle çiğniyormuş hissi vermekte ve bu sebeple sıklıkla tercih edilmektedir.

YENİ PROTEZ KULLANMAYA BAŞLAYACAK HASTALARA ÖNERİLER

  1. Yeni protez ağızda yabancı ve büyük gibi olacaktır.Dudak ve yanaklarda doluluk hissi duyulacaktır.

  2. Alt protez daha çok hareket edecek ve yerinden çıkacaktır.Alt proteze alışmak, üst proteze alışmaktan daha zordur.

  3. İlk günlerde salgı bezlerinin uyarılması sonucu tükürük miktarı genellikle artar.Bu durum zamanla geçecektir.

  4. Protezlerle konuşmak belki biraz zaman alabilir ve büyük bir sorun değildir.Yüksek sesle okumalı ve doğru telaffuz edilmeyen kelimeler tekrar edilerek normal hale getirilmeye çalışılmalıdır.

  5. Tam protezlerle normal olarak yemek yiyebilmek en azından 4-6 hafta sürer.

  6. Hasta başlangıçta küçük parçalara bölünmüş yumuşak besinler çiğnemelidir.Sağ veya sol hangi taraf daha rahatsa o taraf ile ve dudaklarını açmadan ve küçük lokmalar alarak yavaş yavaş çiğnemelidir.

  7. Tam protezlerle özellikle ilk haftalarda ön dişlerle kesinlikle ısırılmamalıdır.Bu durum protezlerin arka kısımlarının dokulardan uzaklaşmasına sebep olur.

  8. Dil dudak ve yanakların protezin kontrolünde büyük etkisi vardır.Hasta şayet eskiden protez kullanmış ise bunu kısa sürede ve rahatlıkla başarma şansı vardır.Aksi taktirde bu iş biraz zaman alır.

  9. Hasta şayet çok uzun süre dişsiz kalmışsa,dişsiz halde protezli olduğundan daha rahat ve kolaylıkla yemek yiyebilir.Ancak bu sağlıklı bir şekil değildir.Fakat protezlerine alıştıktan sonra protezli halde çok daha rahat ve etkili yiyebilecektir.

  10. Eskiden protez kullanmamış bir insanın ilk olarak bir protez takması ve ona alışabilmesi daha güçtür

  11. Protezlerin yumuşak dokular üzerinde oturması ve fonksiyon esnasında hareket etmesi sonucu, yapımına ne kadar özen gösterilmiş olursa olsun ,bazı yerlerinde vuruklar olabilir.Hasta hekimin dediği günlerde mutlaka gelmeli ve protez düzeltilmelidir.Vurukların hasta tarafından alınması çok yanlıştır.

  12. Hasta vuran yerlerin alınması için hekime gelmeden önce protezlerini en az 9 saat kullanmış olmalıdır.Ancak bu süre vuruk yerlerinin görülebilmesini sağlar.

  13. Protezler geceleri takılmamalı dokulara istirahat verilmelidir.Bu durum dokuların sağlığı açısından çok önemlidir.Geceleri protezlerini çıkaramama durumunda olan genç insanlar ise gündüz ve uygun olan bir zamanda ağız dokularını dinlendirmelidir.Ayrıca gece protez kullanılması tutuculuğu tartışmalı olan bu tür protezlerin yanağın yastığa dayanması ve geceleyin nöromuskuler kontrol mekanizmasının zayıflaması sonucu ağızdan bile çıkabilmesine yol açabilir.

  14. Hasta protezleri kullanmaya kararlı olmalıdır.Bunun içinde onları mümkün olduğu kadar uzun süreler ağızda tutmaya çalışmalıdır.Bu durum özellikle başlangıçta fevkalade önemlidir.İlk takılışta protezlerin gece çıkarılmaması önerilir.

  15. Protezlerin etrafındaki çevre dokuları birkaç hafta kullanımdan sonra çok daha normal olarak fonksiyon yapacaklardır.

  16. Protezler geceleri çıkarıldığında su içinde bırakılmalıdır.Bu durum onların kurumasına mani olur ve muhtemel boyutsal değişikliklerin olmamasını sağlar.

  17. Hastaların %35 ‘idillerini geri çekerek dururlar.Protez kullanan insan dilini biraz önde tutmaya alışmalıdır.Bu durum alt protezin stabilitesine de katkıda bulunur.

  18. Tam protez kullanan hastalarda, doğal dişleri olan insanlar gibi, belirli aralıklarla kontrol edilmelidir.Çeşitli faktörlere bağlı olarak protez altındaki dokular değişebilir.Bu durumun hastanın genel sağlığı ile de ilişkisi vardır.Zamanla protez dokularla uyumunu kaybeder ve hasta bu durumu fark edinceye kadar dokularda zararlara sebep olabilir.Protezle ilgili veya ilgisiz ağızda çeşitli lezyonlar ortaya çıkabilir.Bu nedenle tam protez kullanan hastalar yılda en az bir kere hekim tarafından dikkatle muayene edilmelidir.

  19. Yeni protezlerin dokuları hafifçe vurması ve genel bir sıkılık hissi gayet normaldir ve zaman içerisinde hekim tarafından düzeltilir veya kendiliğinden geçer. Onun için hastanın kendi iradesini kullanarak eski protezlerini takmaması ve biraz sabretmesi gerekir.Bu durumda eski protezlerin muayenehanede alıkonulması bile düşünülebilir.Ancak hekim de hastasını sık sık kontrol ederek yeni protezlerin vurmamasını sağlamalıdır.

 

Prof. Dr. Senih ÇALIKKOCAOĞLU'ndan bir TOTAL PROTEZ hastasının izlenimleri

 

Şimdi tam protez yaptığım bir hastamın, ri­cam üzerine, günü gününe kaleme aldığı izle­nimlerini kelimesini değiştirmeksizin aynen aktarmak istiyorum.

Bu izlenimler öncelikle hastanın bizzat kendi kullanma azminin ve nöromüsküler kontrol mekanizmasının ne kadar önemli ol­duğunu belirtmekte ve bunu başarabilmek için de birkaç ay gerektiğini göstermektedir.

 

1. ve 2. Gün

Takma dişlerim ilk iki gün gerçek bir ızdı-rap kaynağı oldu. Yemek yemek mümkün de­ğil. Özellikle alt dişlerim en küçük bir hareket yapsam oynuyor. Arka taraflar acıtıyor basın­ca, üstte de vurma var. Alt diş çok bol. Karnım aç ama bir şey yiyemiyorum. Çorba ve çay içerken bile vuruyor, yerlerinden çıkıyor. Yut­kunurken de acıtıyor. Geceleri de protezle yat­mak çok kötü. Dişleri idare edemiyorum. Ama sıkıntılara katlanmaya kararlıyım, acıtsalar bi­le çıkarmıyorum.

3. Gün

  1. Alt damak ve üst damak çok gevşedi gi­bime geliyor. Yutkunurken, birşey içerken ve­
    ya sigaradan nefes çekerken oynadıklarını hissediyorum.

  2. Öğle yemeği (çorba). Bademcik nedeni ile hâlâ çok zor yutkunuyorum, suyu bile.

  3. Üst sol arka, alt her iki arka sıkıyor.

  4. Akşam yemeği (çorba.) Hâlâ çok zor yutkunuyorum. Buna rağmen çiğneyerek bir-
    şeyler yemek istedim. Çiğnediğimi duyarak ve iyi çiğneyerek ilk iki lokmayı yuttum. Çok
    sevindim. Fakat aniden alt damak çıkar gibi oldu. Bu sırada sol arka taraf sanki yırtılıyor-
    muş gibi acıdı. Sıcak tuzlu su banyosunu yapıyorum

 

4. Gün

 

  1. Açlığa daha fazla dayanamadım. Kah­valtıda tüm yutkunma zorluğuna rağmen ek­
    mek filan yemek istedim. Çiğneme esnasında alt sağ arka taraf sanki kerpetenle sıkılıyormuş
    gibi acı verdi. Bu acı çoğalınca dişlerimi çı­kartmak zorunda kaldım. Sonradan takınca
    ağrı devam etti ama daha az olarak. Kahve içerken her yudumu yutuşta alt
    sağ arka taraf çok acı veriyor.

  2. Üst sol arka devamlı sıkıyor.

  3. Akşam yemeğinde alt sağ ve sol arka çok fazla ağrı yaptı. Dişleri hemen çıkarmak
    zorunda kaldım.

  4. Sıcak tuzlu su banyosu da, alt sağ arka tarafta çok fazla sızlama yaptı.

  5. Gece tutan şiddetli bir öksürük sırasında alt sağ arka çok fazla acıttı.

 

5.Gün

  1. Sabah kalktığımda üst sol arka, alt sağ arka çok; alt sol arka az sıkıyordu. Dişlerimi
    yıkarken acı ve ağrı yaptı.

  2. Dişler ağzımda iken alt iki arka ve üst sol arka çok değil ama rahatsız edici şekilde
    sıkıyor.

  3. Öğleden sonra dişlerimi temizlemek için çıkardığımda dişetlerimin kanamış olduğunu
    gördüm.

  4. Akşam üzeri dişlerimin vurması dayanılamayacak kadar arttı. Özellikle yutkunurken
    alt ve üst dişler oynuyor ve çok acı veriyor.

 

6.Gün

  1. Şimdiye kadar yapılan kontrol ve düzelt­melerden sonra artık oldukça iyi ve rahatım.

  2. Öğle yemeği çorba içine doğranmış ek­mek ve helva çiğnedim. Sağ alt arka epey vur­
    du. Sol üst arkada da orta acılı vurma oldu. Dişler sadece bir kez çıkar gibi oldu. Fazla acı vermedi. İlk defa tüm acılara rağmen yemeği sonuna kadar bitirdim.

  3. Yemekten sonra tuzlu su banyosunu yap­ tım. Önceleri acı verdi. Sonuna doğru geçti.

  4. Akşam yemeğinde dişleri.çıkarmak zo­runda kaldım. Çünkü akşama kadar dişlerim
    gerek öksürürken gerek esnerken devamlı düştü. Ve çok acı verdi. Yemeğe başlamadan
    hemen önce gene düştü. Düşme esnasında alt her iki arka taraf çok acı veriyor.

 

7.Gün

  1. Sabah kahvaltı etmedim. Sadece çay iç­tim. Bu nedenle bir sorun yok.

  2. Öğle yemeğinde çok yumuşak börek ye­dim. Dişlerimin her ikisi de çok sık düştüler.
    Çıkarmak zorunda kaldım. Alt sağ ve arka hâ­lâ vuruyor. Şimdi bir de alt ön ortanın iki yanı
    çok acıtıyor. Üst damak sanki törpüler gibi da­mağımı vuruyor.

  3. Yemekten sonra sıcak tuzlu su banyosu yaptım. Ne kadar sonra bilmiyorum ama diş­
    lerimin hiçbir yerinin vurmadığını ve çok ra­hat olduğumu farkettim.

  4. Akşam patates yemeği ve helva yedim. Epey rahattım. Hiçbir vuruntu olmadı. Ekmek
    yemiyorum. Dişlerimde çıkma da olmadı. Yal­nız sonunda dalgınlıkla helvayı büyük bir par­
    ça halinde aldım, o zaman alt dişlerim çıktı. Fakat acıma ve vurma olmadı.

 

8.Gün

  1. Sabah kahvaltı yapmadım, sadece çay içtim. Herşey oldukça iyi. Hiçbir acıma ve
    vurma yok. Yalnız birara öksürdüm, her iki di­şim birden çıktı. Az kalsın boğuluyordum.

  2. Öğle yemeği çorba ve pilav yedim. Sol üst arka tarafın yemek esnasında sıkmasından
    başka birşey olmadı.

  3. Akşama kadar çok rahat ettim. Hiçbir vurma ve sıkma yok.

 

9. Gün

  1. Öğle yemeği çorba ve pilav. Yemeğin başından sonuna kadar çok iyi ve rahattım.

  2. Akşama kadar çok iyiyim. Hiçbir vurma ve sıkma yok.

  3. Akşam yemeğinde kahvaltı yaptım. İlk defa ekmek (iç) yedim. Zeytin, peynir yedim. Çok iyiyim. Alt dişlerimde biraz çıkma isteği oldu ama.

10. Gün

  1. Sabah kahvaltısında iyiyim, hiçbir olay yok.

  2. Öğleye kadar çok rahat ve iyiyim.

  3. Öğle yemeği olarak börek yedim. Alt dişler birkaç defa çıktı, ama hemen önledim.
    Çıkma sırasında biraz acı verdi. Başka bir şey olmadı ve yemeği tamamladım.

  4. Herşey iyi giderken akşam 18.30 civa­ rında alt dişlerin sol arkası vurmaya başladı.

  5. Akşam yemeği mantı. Daha önce şunu belirteyim: Alt sol arkanın vurması yok. Ne
    zaman ve nasıl geçti farkında değilim. Yemek­te alt dişler sık sık çıkar gibi oldu. Çok az acı­
    ma yaptı. Buna rağmen yemeği hem de bol bol yiyerek tamamladım.

6; Yemekten sonra leblebi döverek yedim. Dişlerin altına kaçtığını farkettim ama iyiyim.

11. Gün

  1. Sabah kahvaltısı yapmadım, sadece çay içtim ve çok az peynir yedim. İyiydim.

  2. Alt dişler hâlâ çok bol gibime geliyor. Ağzımı açarken bile oynuyor, bazan çıkıyor
    bile.

 

  1. Öğle yemeği bulgur pilavı. Çok çok iyiydim. Alt dişler oynamadı bile. Çiğnediği­
    mi duyarak ve rahat çiğnedim.

  2. Akşam yemeği mantı ve pilav yedim. Çok iyi bir yemekti. Hiçbir olay olmadı.

 

12. Gün

  1. Sabah kahvaltısı. Dişimin takma olduğu­nu unutup ekmekten büyükçe bir lokma alma-
    saydım birşey olmayacaktı. Tabii alt dişler he­men çıktı. Bundan sonrası çok iyi.

  2. Öğle yemeği. Zeytinyağlı pırasa. Çok iyi. Tam olaysız.

 

Akşam yemeği. Alt dişler biraz fazlaca oynadı ve acıttı. Hâlâ alt dişler çok bol gibi

 

13. Gün

 

1. Sabah kahvaltısı. Oldukça iyi. Pek önemli bir olay olmadı.

  1. Öğle yemeği lahmacun. Alt dişler bir kez çıktı ve altına bir şeyler kaçtı. Hemen te­
    mizleyip devam ettim. Gerisi oldukça iyi. Hâ­lâ çok iyi çiğnemesini öğrenemedim.

  2. Öğleden sonra bir ara üst damağımın törpülenir gibi acıdığım farkettim.

  3. Akşam mandalina yedim. Oldukça iyi ve olaysız.

5. Akşam yemeği kahvaltı. İyi idim. Alt dişler çok gevşek ve oynadı. Buna rağmen iyi
idare ettim.

14.Gün

 

  1. Sabah kahvaltısında daha ilk lokmada sağ alt arka çok vurdu. Herhalde gece alt diş­
    ler biraz dönmüştü. Sonradan vurma geçti.Ama ilk vurmanın acısı ile kahvaltıya devam
    edemedim.

  2. Öğle yemeği ekmek içi, haşlanmış yu­murta ve kaşar peyniri. Alt dişlerin oynaması­
    na rağmen iyi bir yemek yedim.

  3. Üst dişler damağımı törpüler gibi acıt­maya devam ediyor.

  4. Akşam yemeği terbiyeli köfte yedim. Alt dişlerin ara sıra oynama çabasına rağmen iyi
    idim.

15.Gün

  1. Sabah kahvaltısı. İyi ve oldukça rahat. Alt dişler biraz oynadı.

  2. Üst damak hâlâ törpülüyor.

  3. Öğle yemeği ekmek içi, peynir ve haş­lanmış yumurta. Oldukça iyiyim. Alt dişler bi­
    raz oynadı.

Akşam yemeği terbiyeli köfte. İyi geçen bir yemekti. Yemekten sonra ilk defa bir elma
yedim. Bir ara alt dişim çıktı ve dilimi sıkıştır­dı. Çok canım yandı ama elmayı bitirdim.

 

4 ay doldu

  1. İlk bir iki hafta dişler sürekli çıkmak is­ter gibiydi. Gerek çiğneme sırasında, gerek
    öksürme ve hapşırma sırasında. Ama onları idare etmesini becerebildim. Bu arada bu aşırı
    oynamalar sırasında altına birşeyler kaçıyor ve yemeklerde sık sık ara verip temizlemek
    zorunda kalıyordum.

  2. Pek dikkat edemedim ama dişlerim artık

oldukça uslu duruyorlar. Galiba üçüncü hafta­dan sonraydı, artık altlarına birşey kaçmıyor. Yalnız hâlâ ısırma olayını tam beceremiyo-rum.

3. Dilimle dişlerimin uyuşmazlığı ikinci aydan itibaren tamamen yok oldu. Dilim de­
vamlı olarak dişlerimi dışarı atmak çabasında idi. Şimdi onlara çok güzel bir yön veriyor.
Yönetiyor. Oldukça rahatladım.

  1. Üçüncü ayda artık dişler benim gibi. Ba­zı ısırma olaylarım da becerebiliyorum. Çiğ­
    nemelerim çok iyi. O kadar alıştım ki, bu sıra dişetlerimdeki bir olay nedeni ile dişlerimi bir
    iki gün takamamıştım. Dişsiz iken hem yedik­ lerimin tadı değişti, hem de midem sürekli
    hasta gibiydi.

  2. Dişlerimi tekrar takabildim. Çok raha­tım. Tad alabiliyorum. Midem de çok iyi.

  3. Artık tamamen iyiyim ve dişler benim dişlerim gibi. Uykum çok iyi. Hiçbir geçim­
    sizlik yok. Çoğu kez dişlerimin takma olduğu­nu bile unutuyorum. Hani temizleme sorunu
    olmasa belki tamamen unuturum. Unutmadığım tek olay her yemekten sonra temizleme
    zorunluluğu.

  4. Nedense tekrar vurdu. Ama hiç önem­semiyorum. Ufak bir düzeltme ile geçer. İnan­cım büyük. Çünkü onlar benim dişlerim. Hem eskiden çok sık tekrarlanan birçok diş has­talığım da yok artık. Galiba kendi dişlerimle bile bu kadar rahat değildim.

 

Bu hastamın da açıkladığı gibi, insanın tam protezlere alışması ve onları kendi ana dişleri imiş gibi hissederek kullanabilmesi hiç de kolay birşey değildir.

Burada zaman, hastanın kararlığı ve hekimin en küçük bir şikayet karşısında hemen önlem alması gibi bu ve buna benzer şeyler çok önemlidir. Ayrıca hekim, devamlı telkinlerde bulunarak hastanın moralini yük­sek tutmalı ve bu büyük savaşta ona destek ol­malıdır.

Please reload

Sehit Yarbay Cesur Cad. No: 25 Şirinevler  Bahçelievler İstanbul

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Google+ Icon